SAĞLIK
Giriş Tarihi : 30-03-2022 16:11   Güncelleme : 30-03-2022 16:11

Bipolar bozuklukta damgalamaya karşı mücadele, ilaç kadar önemli

Abdi İbrahim Otsuka (AİO) Medikal Direktörlüğü, 30 Mart Dünya Bipolar Günü'nde, hastalıkla ilgili bilinmesi gerekenlere ve ötekileştirici dilin hastalar üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. AİO'nun 'Öyle Söyleme' hareketi de bipolar bozuklukta sıklıkla rastlanan ve tedavi süreçlerini aksatan toplumsal damgalama ile mücadelede etkin rol oynuyor.

Bipolar bozuklukta damgalamaya karşı mücadele, ilaç kadar önemli
ABDİ İbrahim Otsuka Medikal Direktörlüğü; 30 Mart Dünya Bipolar Günü’nde, hastalıkla ilgili çarpıcı verileri derledi ve hastalık teşhisi konulanların maruz kaldığı ötekileştirici dilin tehlikelerine dikkat çekti.

Bipolar manik depresif bozukluk veya manik depresyon adıyla da bilinen bipolar bozukluk, manik ve depresif ataklarla seyreden ve tedavi edilmediği takdirde intihar yoluyla ölüme dahi yol açabilen, ciddi bir psikiyatrik tablo olarak kabul ediliyor. Tıpkı migren ya da diyabet gibi biyolojik kökenli bir tıbbi sorun olan bipolar bozukluktan, Türkiye’de yaklaşık 2 milyon kişi muzdarip. Bu durumdan doğrudan ya da dolaylı olarak etkilenen aile bireyi sayısının ise 6 milyon civarı olduğu tahmin ediliyor.

“Öyle Söyleme” hareketi ile damgalamaya karşı mücadele
Hastalığın ortaya çıkmasında birinci etken kalıtım. Bunun yanı sıra stresli yaşam, uyku döngüsü bozuklukları ve uyarıcı ilaç ve madde kullanımı da hastalığı tetikleyebiliyor.

Bipolar bozukluğun hastaların hem aile içinde hem de aile dışındaki sosyal ilişkileri ve yaşam kalitesi üzerine olumsuz etkileri var. Hastalara uygulanan damgalama nedeniyle bu bozukluğu yaşayan kişilerin toplumsal haklarını kullanması engellenebiliyor, yaşam alanları ve sosyal çevreleri kısıtlanıyor. Bu sorunlar da bipolar bozukluğu olan kişi ve ailelerinde tükenmişliğe neden olarak tedavi şanslarını azaltıyor. Ötekileştirici dil ve davranış alışkanlıklarının değiştirilmesi gerek hastaların gerekse de hasta yakınlarının yaşam kalitesinin artırılması ve tedavinin sonuç vermesi adına büyük önem taşıyor.

AİO’nun geçen yıl başlattığı “Öyle Söyleme” hareketi de ruhsal hastalıklar ya da bipolar bozukluk yaşayan bireylere yönelik toplumda görülen dilde damgalamaya karşı yürütülen çabalara öncülük ediyor.

Her yaşta ortaya çıkabiliyor
Bipolar bozuklukla ilgili diğer bazı dikkat çekici veriler ve bilgiler ise şöyle:

Bipolar bozukluk, beklenmedik zamanlarda ani ortaya çıkan, yaşam boyu tekrarlayabilen, mâni ya da depresyon ataklarıyla seyrediyor.

Hastalığın tedavi edilebilir olduğunu bilmeyen pek çok kişi, etiketlenme ve dışlanma korkusuyla yardım almıyor ya da tedavisini yarım bırakıyor.

Bipolar bozukluk herhangi bir kişilik özelliğine has bir bozukluk değildir. Her kişide, her cinsiyette ve yaşta görülebilir.

Uzun süren ağır depresyon dönemleri, bu bozukluğu olan bireylerin %15’inin intihar ile yaşamını kaybetmesine neden olabilmektedir. Bu oran toplum geneline göre 30 kat yüksektir.

Bipolar bozukluk gözlenen kişilerin büyük çoğunluğu toplumun iş gücünü oluşturan genç-orta yaş grubuna mensuptur. Bu da bu hastalığın topluma getirdiği mali yükün artmasına yol açıyor.

Psikoterapi ve ilaç tedavisi sayesinde manik ve depresif ataklar arasında tedaviyle tam düzelme görülüyor ve kişi olağan günlük yaşantısına ve iş hayatına devam edebiliyor. Bu noktada önemli olan, hastalık belirtileri uzun süre tekrarlamasa bile ilaçlarla koruyucu tedaviyi sürdürmek.