SEYYAH
Giriş Tarihi : 28-10-2021 16:46   Güncelleme : 28-10-2021 16:46

Burada hayat 5 bin yıldır devam ediyor

Antik Dönem, Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi yapı ve kent dokusunun birlikte görülebildiği nadir yerlerden biri Stratonikeia Antik Kenti. Muğla’nın Yatağan ilçesindeki Eskihisar’ın köy meydanına oturduğunuzda kendinizi 5 bin yıllık tarihi katmanın içinde buluyorsunuz.

Burada hayat 5 bin yıldır devam ediyor

-SEYYAH DERGİSİ EKİM 2021-

TARİHİ yaklaşık MÖ 3 bin yılına kadar gidiyor Stratonikeia Antik Kenti’nin. Yatağan-Milas karayolunun 7’nci kilometresine vardığınızda sizi, yapılan kazı çalışmalarıyla ayağa kaldırılan kentin kuzey girişinin ihtişamlı iki ana kapısı karşılıyor.

Antik dönemlerden günümüze yerleşimin olduğu Stratonikeia Antik Kenti içindeki Eskihisar Köyü’nde halen daha kendi evlerinde yaşayan aileler var. Köy meydanında asırlık çınarların altına oturup etrafınıza baktığınızda bütün dönemlerin izlerini görmeniz mümkün.

Karia bölgesinin iç kesimindeki kentler arasında yer alan ve denizle içbölgelerin bağlantısını sağlayan geçiş yolu üzerindeki önemli bir yerleşim yeri olan Stratonikeia, Helenistik Dönem öncesinde Karialılar’ın toplandığı yer olarak biliniyor.

Stratonikeia’daki en eski buluntular, MÖ 3 bine kadar gidiyor. Yazılı bilgiler ve yerleşimle ilgili buluntular, MÖ 2’nci bin sonlarına ait. MÖ 3. yy, 2. çeyreğinden itibaren Seleukos kralı I. Antiokhos tarafından, önceden üvey annesi, sonra eşi Stratonike adına bu kentin adı değiştirilmiştir.

Augustus Dönemi’nden itibaren, bölgede süregelen barış ve sükûnet ortamına bağlı olarak sürekli bir yapılaşma dikkati çeker. Bizans Dönemi’nde Stratonikeia Piskoposluğu bölgedeki diğer kentler gibi Aphrodisias’a bağlıdır.

Kentte; aralarında agoralar, hamamlar, latrina ve tapınakların da olduğu pek çok antik yapının yanı sıra, 14-15. yüzyıla uzanan Beylikler Dönemi Türk Hamamı da bulunuyor. Antik kentin pek çok yapısında Beylikler Dönemi’ne ait işaret görmek mümkün.

KAZILAR 1977’DE BAŞLADI

17. yüzyıldan itibaren yerli ve yabancı pek çok seyyah ve araştırmacının uğradığı yerlerden biri olan Stratonikeia’da, ilk bilimsel kazılar 1 Ağustos 1977 tarihinde Prof. Dr. Yusuf Boysal başkanlığında bir ekip tarafından başlatıldı ve 1999 yılına kadar sürdü. Kazıların 2003-2006 yılları arasında Prof. Dr. M. Çetin Şahin başkanlığında yapıldığı antik kentte, 2008 yılından bu yana kazı, araştırma ve restorasyon çalışmalarını Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Pamukkale Üniversitesi adına, Bakanlar Kurulu kararı ile Prof. Dr. Bilal Söğüt başkanlığında bir ekip yürütüyor. Söğüt, antik kentte yaptıkları kazılarda her dönemi göstermeyi amaçladıklarını, hayatın hiç kesintiye uğramadan devam ettiğini göstermek için kamulaştırılan eski evleri de yaşanır hale getirmeyi planladıklarını söylüyor.

İŞ BANKASI DESTEKLİYOR

Kent merkezinde Kuzey ve Batı Cadde’nin birleştiği bir noktada yer alan ‘Tapınak-2’ olarak isimlendirilen yapı, İş Bankası’nın desteği ile kazılıyor. İş Sanat Genel Müdürü Zuhal Üreten; “Sahip olduğumuz arkeolojik varlığın gün yüzüne çıkarılması, bugünkü nesillerle buluşturulması ve geleceğe aktarılabilecek biçimde korunmasının her birimizin sorumluluğu olduğunu düşünüyoruz. Biz de bu sorumlulukla İş Bankası olarak, arkeolojik çalışmalara uzun soluklu ve sürdürülebilir bir şekilde destek olmaya çaba gösteriyoruz. Zeugma Muzalar Evi, Patara, Teos, Nysa antik kentleri ve Kaman Kalehöyük kazılarına yönelik desteklerle, taşıdığımız sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğiz” diyor.

ADAK BIRAKIYORLAR

Stratonikeia Antik Kenti’ne yaklaşık 8.5 km uzaklıktaki Lagina Hekate Kutsal Alanı bulunuyor. Osman Hamdi Bey tarafından 1891-1892 yıllarında burada kazılar yapılmış ve bulunan eserlerin tamamı İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne götürülmüş. Prof. Dr. Bilal Söğüt başkanlığında arkeolojik kazı ve restorasyon çalışmaları devam ediyor. Tanrıça Hekate için kurulan Lagina’da her yıl normal, dört yılda bir de büyük şenlikler düzenlenmekteydi. Anahtar taşıma töreninde genç kızlardan oluşan bir koro ilahiler söyleyerek Lagina’dan çıkıp, Stratonikeia’ya varıyor, kente bağlılıklarını bildirip tekrar kutsal alana geri geliyorlardı. Bu koronun kutsal alana girmesinden sonra buradaki dini törenler başlıyordu ve adaklar adanıyordu. Prof. Dr. Bilal Söğüt alanın kutsallığına halen inanıldığını, pek çok ziyaretçinin buraya çeşitli meyveler ve anahtarlar bıraktığını oraya bu amaçla konan bir portakalı eline alarak gösteriyor bize.