RÖPORTAJ
Giriş Tarihi : 23-08-2021 17:27   Güncelleme : 23-08-2021 17:32

6 Soruda Ahmet Ümit

”Ne sadece toprak parçası, ne su havzaları, ne ağaç silsilesi… Annemizin şefkati, babamızın saçlarına düşen ak, ilk aşkımız, doğan çocuğumuz, dedelerimizin mezarlarıdır vatan…” sözlerini dile getiren Yazar Ahmet Ümit, yeni romanı “Kayıp Tanrılar Ülkesi”nde bizleri Bergama - Berlin hattına götürüyor. Ünlü edebiyatçıya son kitabı vesilesiyle memleketi Gaziantep’i sorduk.

6 Soruda Ahmet Ümit
-SEYYAH DERGİSİ AĞUSTOS 2021-
 

Çocukluğunuzun Gaziantep’e dönelim isterseniz. Aklınızda neler kaldı?
“Bugünkünden çok daha küçük, mütevazı, sakin ve masum bir Antep vardı. İnsani değerler ve komşuluk ilişkileri çok kuvvetliydi. Sokakta iki çocuk kavga ettiğinde bile aileler birbirlerini suçlamazdı. Aksine bir daha yapmamaları için çocuklarına öğütler verirlerdi. Dahası o zamanların şehri günümüze kıyasla çok daha yeşildi. Evler, kahvehaneler, bağlar ve bahçeler... Hepsi iç içeydi.”

Her fırsatta Gaziantep’e gittiğinizi biliyoruz. Bu şehrin sizin kültürel birikiminize olan katkıları nelerdir?
“Antep’in bana katkısı çoktur. Bir kere kitaplarımdaki Türkçenin zenginliğini ve akıcılığını bu şehre borçluyum desem yanlış olmaz. Ama daha da önemlisi Antep’in bana vicdan duygusu kazandırdığını düşünürüm. Yazdıklarımdaki cesaret, adalet ve mağdurun yanında tavır alma durumunu bana bu şehir öğretmiştir. Bir de şehrin tarihsel boyutu var tabii... Yörenin zengin tarihi ve kültürel birikimi bana çok şey kazandırmıştır.” 

Gaziantep denince dillere destan yemeklerinden bahsetmemek zor. Yerel lezzetlerle aranız nasıl?
“Antep mutfağı sadece kebap çeşitlerinden ve baklavadan ibaret değil kesinlikle. Bence yerel mutfağımızın esas tencere yemekleri benzersizdir. Anadolu, Mezopotamya, Orta Doğu ve Akdeniz mutfaklarının muhteşem bir sentezini sunan Antep mutfağı, cennette yer alacak menünün ne olacağı konusunda bile insana rahatlıklar fikir verebilir.”

Gaziantep’te yaşadığınız yıllarda sinemayla güçlü bağlarınızın olduğunu söylüyorsunuz. O günleri biraz anlatmanızı istesek?
“Gaziantep’te sinema denince akla Nakıp Ali gelir. Çok önemlidir, çünkü Antep’te, belki de Türkiye’nin doğusunda ilk “sinematek”in kurulmasını sağlayan, dahası Ülkü Tamer ve Onat Kutlar gibi sinema sevdalılarını yetiştiren ekoldür. İlk gençlik yıllarımda sabah 10’da sinemaya adım atar, akşam saat beşte çıkardım. Orada günde beş film izlediğim olurdu.”

Gaziantep’i tanımak isteyenlere neler söyleyebilirsiniz? 
“Öncelikle yöre lezzetlerinin tadına bakmalarını öneririm. Sonra Zeugma ve Mozaik Müzesi’ni, Dülük Harabeleri’ni, İslahiye’deki Hitit kalıntılarını ve Rumkale’yi görmelerini tavsiye ederim.”

Katıldığınız bir sohbette bir Gaziantep romanı yazacağınızın müjdesini vermişsiniz. Bu konuyla ilgili bir planlamanız var mı?
“Öncelikle şunu söylemeliyim ki ben sadece bir Gaziantepli değil, bir Gaziantep aşığıyım. Evrensel bir yazar olmamdaki en önemli faktörlerden biri Gaziantep’in binlerce yıllık kültürüdür. Bu nedenle Gaziantep ve Gaziantep kültürü için ne yapmam gerekirse yapmaya hazırım. Bugüne kadar oldu gibi Gaziantep’in değerlerini ve zenginliklerini her platformda dünyaya taşımaya devam edeceğim. Evet doğru... Önümüzdeki dönemlerde Gaziantep ile New York ekseninde geçen bir roman yazacağım. Bu romanın hazırlıkları için önümüzdeki aylarda ABD’ye giderek burada üç ay kadar yaşamayı düşünüyorum. Gaziantep’in benzersiz yerel zenginliklerini tanıtmak, ancak dünya metropolleriyle ilişki kurarak mümkün olabilir.”