ROTA
Giriş Tarihi : 26-07-2021 17:16   Güncelleme : 26-07-2021 17:16

Karadeniz'in fındıkçı güzeli: GİRESUN

Doğal güzellikleri ve özgün kültürüyle Doğu Karadeniz’e farklı bir renk katan Giresun, tıpkı bol yetiştirdiği fındık gibi kabuğu kırılmamış bir turizm cenneti.

Karadeniz'in fındıkçı güzeli: GİRESUN

-SEYYAH DERGİSİ TEMMUZ 2021-

Giresun Kalesi'nin eteklerinde, şehir merkezine yürüyerek yaklaşık 10 dakika mesafedeki tarihî Zeytinlik Mahallesi’nin her köşesi sürprizlerle dolu. Burası kocaman demir kapılı evlerin, ıhlamur kokulu sokakların, meyve ağaçlarıyla kaplı ferah bahçelerin iç içe geçtiği bir huzur vahası gibi… Osmanlı döneminden kalma evlerin yüksek ve gösterişli bahçe kapılarının üzerinde 1800'lü tarihler okunabiliyor. Karadeniz’in maviliği ile ormanın yeşilini bir arada barındırmanın keyfini süren Giresun, 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet'in fethi ile Osmanlı topraklarına katılmış. Ancak şehrin kuruluşu çok daha eskilere uzanıyor. Kent, ilk olarak MÖ 8. yüzyılda Miletliler tarafından şehrin batısındaki Batlama Deresi ağzındaki Çıtlakkale'de kurulmuş. Şehir o zamanlar, çevrede yetişen yaban kirazlarından dolayı, kiraz anlamına gelen “Kerasus” olarak anılıyormuş. Bu ismin zaman içinde Giresun şekline dönüştüğü rivayet ediliyor.

MÜZEDEN KORDON’A
Giresun’da irili ufaklı teknelerle kıyı balıkçılığı yapılması eski bir gelenek. Büyük bölümü dik yamaçlarda kurulmuş olan şehir merkezi, yokuşlu cadde ve sokaklara açılıyor. Koyu gölgeli asırlık ağaçlarla süslenen kalenin içindeki restoranlar, çay bahçeleri ve piknik alanları turizmin hizmetinde. Denize tepeden bakan, trafiğe kapalı yoldaki çardaklar ziyaretçilerin uğrak yeri. Yolun hemen alt kısmında ise tarihi konaklar dikkat çekiyor. Şehrin görülmeye değer yapılarından biri de Giresun Müzesi. Birbirinden ilginç duvar freskleriyle bezeli müzede, kent çevresinde bulunmuş antik eserlerin yanı sıra, Giresun ile ilgili etnografik objeler ve fotoğraflar sergileniyor. Ayrıca Seyit Vakkas Türbesi, Şeyh Kerameddin Camii, yakın çevrenin turistik mekânları arasında. Birkaç saatlik keyifli bir yürüyüşten sonra yemek molası vermeye karar veriyoruz. Yöresel lezzetlerin tadına bakabileceğiniz kordon boyundaki restoranlardan birini tercih ediyoruz. Burada ister mevsime uygun Karadeniz balıklarını ya da kiremitte tereyağlı alabalık alabilirsiniz. Her ne kadar Türkiye'nin dört bir yerinde bulunabiliyor olsa da kır pidesini bir de burada deneyin, deriz. Ayrıca mısır ekmeği eşliğinde karalahana çorbasının yanı sıra yerel otlar, mantar yemekleri, sıcak peynir ve kabak yoğurtlama gibi yöresel tatları denemeyi ihmal etmeyin. Bol fındıklı tel kadayıfın ise Türkiye'de benzerini bulmak zor…

PÜFÜR PÜFÜR ADA HAVASI
Giresun Adası, Doğu Karadeniz'in üzerinde insan yaşayan tek adası. Kıyıdan bir mil açıktaki, 40 bin metrekarelik adanın üzerinde sur ve yapı kalıntıları bulunuyor. Bu güzel ada, Giresunluların adeta göz bebeği. Onu koruyup turizme kazandırmak için ellerinden gelen çabayı gösteriyorlar. Bahar ve yaz aylarında adanın çevresini kayıkla dolaşmak ise keyifli bir deneyim. Ada, aynı zamanda pek çok kuş türünün de yaşam alanı olduğundan iyi bir gözlem yeri. Giresun'da sahiller daha çok kentin batı yönünde ve merkeze yaklaşık beş kilometre mesafede yer alıyor. Şehrin en gözde kumsallarından biri Belediye Plajı adını taşıyor. Kenti en güzel haliyle görmek için özellikle akşamüstü saatlerde limandan kalkan gezi tekneleriyle birkaç saatlik bir mavi tur yapmayı ihmal etmemenizi öneriyoruz. Tekneniz sahil boyunca süzülürken, gün batımını izlemeye doyamayacak; yunusların dansları ve martıların çığlıkları eşlikçiniz olacak. Giresun'un beğenilen diğer sahilleri kentin kapı komşusu olan Tirebolu'da bulunuyor. Yörenin doğal güzellikleri sadece sahiller ve bahçelerle sınırlı değil elbette. Fındık bahçelerinin sarmaladığı yemyeşil tepeler, nadir görülen bitki ve hayvan türlerinin yaşadığı derin kanyonlar ve el değmemiş yaylalar… Her biri denizden yaklaşık 1500 metre yüksekliğindeki Giresun yaylaları, Allah’ın özene bezene yarattığı gerçek bir doğa harikası. Gelin, yörenin en güzel yaylalarını birlikte tanıyalım.

YAYLADA HORON
“Mahalle” adı verilen yayla yerleşimlerinde obaların önüne serilmiş koyun sürüleri, yer yer sis çökmüş vadiler, dereler, şelaleler ve buz gibi pınarlar birbirini izliyor. Şehir merkezine 65 kilometre uzaklıkta, 1650 metre yükseklikte bulunan Kümbet, yörenin en gözde yaylaları arasında. Farklı konaklama seçenekleriyle hizmet veren Kümbet'e çıkan yollar da son derece düzgün. Yakın çevrede gezerken Karadeniz'in cennet ormanlarını, başı dumanlı dağlarını ve derelerini yakından hissedebiliyor insan. Her yıl temmuz ve ağustos aylarında yapılan yayla şenliklerinde, Türkiye'nin dört bir yanından gelen insanlarla dolup taşan Kümbet, horon dansları ve koç dövüşleriyle hareketleniyor. Giresun’da Kümbet'ten başka da çok sayıda yayla mevcut. Mesela Dereli ilçesi yakınlarında bulunan Karagöl Yaylası hem doğal güzelliği hem de minik dağ gölleriyle ünlü. Yaylaya adını veren Karagöl Dağları’nın etekleri ve orman içi yolları, doğa yürüyüşleri için ideal parkurlara sahip. Melikli Obası ve Kulakkaya Yaylaları, kent merkezine 50 kilometre uzaklıkta. Sis Dağı Yaylası ise Görele'ye 40 kilometre mesafede. Giresun'un bir başka güzel yaylası olan Bektaş, göz alıcı doğaya sahip. Giresun yaylalarını şenliklerden ayrı düşünmek neredeyse imkânsız. Bu şenliklerin en ünlülerinden biri Karaovacık’ta yapılıyor. Espiye ilçesinin Soğukpınar beldesi yakınlarındaki yaylada her yaz yapılan şenliğe, binlerce insan katılıyor. Tabii ki pandemi öncesinde… Yerel müzisyenlerin Karadeniz ezgileriyle çınlayan yayla; çadırlar, şemsiyeler ve çarşaf çardaklarla bir panayır alanına dönüşüyor. Yolunuz düşerse bir gün buralara sakın unutmayın! Giresun'dan denize değil, denizden Giresun'a bakın! İşte o zaman kent, mavi atlas entarisi ve pembe yanaklı gülen yüzüyle gülümseyecek size...