ROTA
Giriş Tarihi : 28-06-2021 16:58   Güncelleme : 28-06-2021 16:58

48 Saatte Kopenhag

Bakır renkli çatıların, görkemli heykellerin ve ferah meydanların şehri Kopenhag'ı ziyaret etmek, 21. yüzyılın gerçekliğinden sıyrılıp kendi peri masalınıza adım atmak demek.

48 Saatte Kopenhag

-SEYYAH DERGİSİ HAZİRAN 2021-

BİRİNCİ GÜN
09.00 Danimarka'nın başkenti Kopenhag'ta sabahın ilk ışıklarıyla havaya yayılan taze ekmek kokusu, az önce temizlenmiş mağaza vitrinlerinden taşan mis gibi sabun kokusuyla birleşiyor. Tarih boyunca birçok büyük yangınla mücadele etmesine karşın, karşımızda Avrupa'nın en güzel şehirlerinden biri duruyor. Arazi yapısı itibariyle dümdüz bir alana kurulu bu zarif şehri keşfetmenin en iyi yolu ise pedal çevirmek. Özel oluşturulmuş yollar sayesinde, sele üzerinde baştan başa gezilebilen şehirde bisiklete binmek çok seviliyor.  

12.00 İskandinav sanatının en kapsamlı koleksiyonlarından birini sergileyen Ny Carlsberg Glyptotek Müzesi, şehrin kalbindeki Dantes Plads 7 adresinde yer alıyor. Dünyaca ünlü Tivoli Bahçesi yakınlarındaki mekânda paha biçilmez eserler görebilirsiniz: Antik Yunan, Mısır, Kıbrıs, Etrüsk ve Roma uygarlıklarına ait parçalar; Fransız ve Danimarkalı sanatçılara ait modern yapıtlar; Renoir, Monet ve Degas eserleri; Rodin de dâhil olmak üzere pek çok heykeltıraşa ait geniş bir yontu koleksiyonu, ressam Paul Gauguin'e ait yaklaşık 35 kadar tablo ve fazlası bu müzede. 

15.00 Dünyanın en çok ziyaret edilen 20 eğlence parkından biri olan Tivoli, bir 19. yüzyıl klasiğini günümüze taşıyor. 1843 yılında kurulan parkın hikâyesi de ilginç: Danimarkalı Mimar George Carstensen, Kral Sekizinci Christian'a ülkedeki politik sorunları unutturmak için bir eğlence parkı yaptırmasını önermiş. Bunun üzerine hızlıca bu parkın inşasına karar verilmiş. Günümüzde pandomim tiyatrosundan açık hava konserlerine, kuğulu göllerden Çin tapınağına dek fantastik bir dünyaya kapı açan Tivoli geceleri başka güzel. 

20.00 Sırada, sade ama lezzetli Danimarka sofrası var. Deniz ürünleri, kırmızı et ve patates üçlüsünün hâkim olduğu mutfağın vazgeçilmezi, "smorrebrod" denilen tereyağlı ve çeşnili ekmek dilimleri. Türkiye de dâhil pek çok ülkede Danish cake olarak bilinen lezzetli keke, hemen her köşe başındaki pastanelerde rastlayabilirsiniz. Kopenhag'ın, Uzak Doğu yemekleri başta olmak üzere, etnik restoranlar yönünden zengin seçenekler sunduğunu da bilmenizde fayda var.    

İKİNCİ GÜN
09.00 Sabahın bizlere sunduğu ilk sürpriz, Langelinie Limanı'ndaki Küçük Deniz Kızı Heykeli. Dünyaca ünlü Danimarkalı yazar Hans Christian Andersen'in aynı isimli masalından esinlenerek yapılan heykel, 1913 yılında bugünkü yerine konulmuş. Heykeltıraş Edward Eriksen'in ellerinde hayat bulan eser, tam 165 santim boyunda. Başının çalınması ve gövdesinin boyanması gibi nedenlerle defalarca restorasyon gören yapıt, ilk günkü zarafetiyle bir kayanın üzerinden denize bakmayı sürdürüyor. 

11.00 Lacivert üniformalı kraliyet muhafızlarının nöbet değiştirme törenlerini izlemek istiyorsanız, Amelienborg Sarayı'nı ziyaret etmelisiniz. 1750'li yıllarda inşa edilen saray, Rokoko tarzı mimarinin İskinavya'daki en güzel örneklerinden biri kabul ediliyor. Dört asilzade tarafından, hanedanlığın kendilerine bahşettiği arsa üzerine yaptırılan saray, günümüzde Danimarka Kraliyet Ailesi'nin ikametgâhı. Dört ayrı malikâneden oluşan sarayın ortasındaki geniş meydanda ise 1771 yılında tamamlanan Kral Beşinci Frederik'in haşmetli heykeli yükseliyor.

18.00 Kopenhag'taki son durağımız, Hamlet'in kalesi olarak bilinen Kronborg. Kuzey Avrupa'nın Rönesans dönemine ait en önemli kalelerden biri olan Kronborg, şöhretini William Shakespeare'in 1600'lü yıllarda kaleme aldığı oyuna borçlu. Hamlet efsanesi ilk kez, 800 yıldan daha uzun süre önce, Danimarka üzerine yazılan Gesta Danorum adlı eserde ortaya çıkmış. Christian Pedersen tarafından 1514 tarihinde yeniden kaleme alınan efsanenin Shakespeare'e ilham verdiği söylentiler arasında. Bugünse Kronborg Kalesi'nin ana giriş kapısının üzerindeki taş tableti Shakespeare'in bir portresi süslüyor.