SEYYAH
Giriş Tarihi : 28-05-2021 16:58   Güncelleme : 28-05-2021 16:58

48 Saatte Dubrovnik

Avrupa kent uygarlığının önemli merkezlerinden biri olan Adriyatik'in incisi Dubrovnik, lirik dehlizlere açılan taş yapılarıyla ilkbaharda başka güzel.

48 Saatte Dubrovnik

-SEYYAH DERGİSİ MAYIS 2021-

BİRİNCİ GÜN
09.00
Bir zamanlar Doğu Akdeniz'deki en önemli liman kentlerinden biri olan Dubrovnik, bugüne kadar bozulmadan gelebilmesini güçlü surlarına borçlu. 13 ile 16. yüzyıllar arasında inşa edilen surların yüksekliği, 25 metreye ulaşıyor. Uzunluğu iki kilometreyi bulan surlarda gezinirken, kenti âdeta avuçlarının içinde hissediyor insan. Eski Kent denilen tarihi yerleşim ise bir ipekböceği gibi kendi kozası içinde büyüyüp genişlerken konuklarını kendine hayran bırakıyor.

12.00 8. yüzyılda kurulan Dubrovnik'te şehrin kalbine Stari Grad adı veriliyor. 1991 yılındaki bombardımanda ağır hasar gören bölge, neredeyse baştan aşağı restore edilmiş. Günümüzde geniş mermer meydanları, kaldırım taşlarıyla döşeli pırıl pırıl caddeleri, yüksek tavanlı evleri, görkemli sarayları, ilginç müzeleri, kiliseleri, çeşmeleri ve sokak kafeleriyle tanınan Stari Grad, yıl boyu dünyanın dört bir yanından gelen turistleri ağırlıyor.

15.00 Eski Kent'teki yürüyüşümüz devam ediyor. Sırasıyla, trafiğe kapalı keyifli bir gezinti alanı olan Placa'yı, 1391 yılından beri hizmet veren eczanesiyle Aziz Francis Manastırı'nı, Barok tarzda bir İtalyan yapısı olan Saint Blaise Kilisesi'ni ve “taşın şiiri” olarak nitelenen Gotik pencereli Sponza Sarayı'nı ziyaret ediyoruz. Bir sonraki durağımız olan Dubronik Müzesi'nde görülmeye değer çok şey var. Bu gizemli mekânda, eski paralar, madalyalar, pullar ve Orta Çağ silahlarının yanı sıra, kente dair pek çok objeden oluşan zengin bir koleksiyon sergileniyor.

20.00 Mükellef bir sofrayı hak ettik değil mi? Şanslıyız, çünkü Dalmaçya mutfağı neredeyse tamamen beslenme uzmanlarının önerdiği yiyeceklerden oluşuyor. Genellikle ızgarada pişirilen deniz ürünleri, zeytinyağlılar ve taze otlar yöre mutfağının temel unsurları. Bunların dışında füme etler, şarküteri ürünleri, tuzlama sardalya, koyun ve keçi peyniri yerel lezzetler arasında. Aromatik baharatlarla tatlandırılmış balık, özel soslu istiridye ve pirinçle buğulanmış karışık deniz ürünleri menülerde sıkça karşınıza çıkacak.

İKİNCİ GÜN
09.00
Sırada sizi gülümsetecek çok eğlenceli bir yer var. Evet, ünlü Hırvat mizah yazarı Marin Držić'in müze evinden bahsediyoruz. 16. yüzyılda yaşadığı çalkantılı koşullara karşın insanlara her fırsatta gülmeyi telkin eden yazar, savaşları insan doğasının belası olarak nitelendirmiş. Držić'in kısaca “savaşma, gülümse” olarak özetlenebilecek mottosu, Siroka Ulica 7'deki mekânında da kendisini gösteriyor. Çeşitli güncel mizah sergilerine de ev sahipliği yapan müze, pazar hariç her gün ziyarete açık.

11.00 Sırada şehrin az bilinen adresleri var: İlk durağımız, Gundulic Meydanı. Saint Blasius Kilisesi'nin arkasına düşen küçücük meydanda hemen her sabah erkenden renkli bir pazar kuruluyor. Burada taze meyvelerden hediyelik eşyalara, ahşap mutfak eşyalarından otantik ürünlere dek pek çok şey bulabilirsiniz. Özellikle lavanta torbacıkları ve kokular ilgi çekici. İkinci mekânımız, küçük bir yarımada üzerine kurulan 15. yüzyıl tarihli Bokar Kalesi. Üçüncü önerimiz, Stradun'dan Prijeko'ya açılan, restoranlarla dolu sokak araları.

13.00 UNESCO dünya kültür mirası Dubrovnik'te turumuz bütün hızlıyla sürüyor. Adım adım ilkbahara hazırlanan Adriyatik güneşinin yumuşak ışıklarıyla yıkanarak altın gibi parıldayan Stradun Caddesi, dört mevsim çok keyifli. Çoğunluğu 17. yüzyıldan kalma Barok yapıların sıralandığı caddeye açılan daracık sokaklar ise sürprizlerle dolu. Minik müzeler ve butik mağazalar, bir hayli davetkâr görünüyor. Bahar aylarında genellikle tenha olan civardaki kafelerde sıcacık kahve eşliğinde nefis pasta ve turtalar servis ediliyor.

15.00 Dubrovnik'in merkezini gezdikten sonra, şehrin yakın çevresindeki dünya güzeli kasabaları, koyları ve adacıkları keşfedebilirsiniz. Bölgedeki en eski yerleşimlerden biri olan Cevtat'a uzanmak da iyi bir fikir. Masmavi denizin koynuna sokulmuş bol yeşillikli bir yarımada görünümündeki Cevtat, zamanın durduğu bir eski zaman kasabasını andırıyor. Öylesine sakin ve günbatımları dillere destan... İlk fırsatta gezmek gerek!