KİTAP
Giriş Tarihi : 27-05-2021 17:12   Güncelleme : 27-05-2021 17:12

İstanbul’un Pagan Çağı’nda neler oldu?

“Karanlık dönem” olarak adlandırılan 57 yıllık süreçte İstanbul'un kaderine nasıl terk edildiğini yazar Erhan Altunay ve turist rehberi Selçuk Eracun'un anlatıyor.

 İstanbul’un Pagan Çağı’nda neler oldu?

SEYYAH DERGİSİ MAYIS 2021-

Marmaray kazılarıyla zenginleşen tarihi buluntular, çok farklı bir İstanbul tarihini çıkarıyor gün ışığına. Bu sayede ilk çağlara kadar uzanabiliyoruz. Peki bu kazılarda hangi eserlere ulaşıldı, hangileri toprağın derinliklerine üstelik sonsuza dek terk edildi? İstanbul’un 57 yıllık Latin Çağı’nda neler yaşandı? Bu kadim şehrin kuruluş efsanesini dinlemeye hazırsanız bu kitap tam size göre. Araştırmacı - yazar Erhan Altunay ve profesyonel turist rehberi Selçuk Eracun, İstanbul’un antik tarihinin büyük kitleler tarafından bilinmesi gerektiğini düşünerek bu kitabı yayına hazırlamış. İstanbul’un Latin Çağı kitabı 1204 - 1261 yılları arasındaki kronolojik bir sıralamayla dokuz bölümden oluşuyor. Kitapta, özellikle “İstanbul’da Latin İstilası ve Krallığı Döneminden Kalanlar”, “Latin İstilası ve Krallığı Döneminde Kaçırılan Kutsal Emanetler ve Değerli Eşyalar”, “İstanbul’da Kaldığı Bilinen Kutsal Emanetler” ve “Bitmeyen Bir Tartışma: Dördüncü Haçlı Seferi İstanbul’u Ele Geçirmek İçin mi Yapıldı?” başlıklı bölümler dikkat çekiyor.

ESKİ KRONİKLERİ TARANDI
Bir şehrin kuruluşundaki olağanüstülük, kentin varoluşu boyunca ona eşlik edecek kutsallığı oluşturur. Bu da o şehrin varoluşunu haklı kılar, hatta o şehrin diğer kentlere olan üstünlüğünü de belirler. İşte İstanbul tam da böyle bir şehir… Bu çarpıcı kitabın konusu İstanbul’un Pagan çağı, bir başka ifade ile ilk zamanlarından itibaren Hristiyanlığın hâkimiyetine kadar geçen süreci kapsıyor. İstanbul’un ilk dönemlerinin tarihi, birkaç akademik yayın dışında popüler bir mecrada hiç yayımlanmadı. Erhan Altunay ve Selçuk Eracun kitabın hazırlık aşamasında döneme ait kronikleri ve belgeleri gerek orijinal dillerinden gerekse tercümelerinden titizlikle taramış. Fransa İmparatorluk Kütüphanesi Bölüm Başkanı ve eski yazı uzmanı Natalis de Wailly’in editörlüğünde ilk baskısı 1876’da yapılan “On Üçüncü Yüzyılda Reims’ten Bir Aşığın Anlatıları”; Haçlı Seferleri ve Latin İmparatorluğu üzerine kaynak niteliğinde kitaplar bırakan gazeteci- tarihçi Jean Longnon’un da faydalandığı “Mora Kronikleri”; Fransız Şövalye Geoffroy de Villehardouin’in “IV. Haçlı Kronikleri” ve Latin İmparatorluğu Geoffroy sonrası Bizans’ı anlamak için İbn Bîbî, El-Evâmirü’l-ʿAlâʾiyye (Selçuknâme) isimli eseri bu kaynaklardan bazıları.

AYASOFYA’DAKİ İZLER
Kitapta, Ayasofya’da günümüze ulaşan Latin izleri olarak mermerlere kazınmış tasvirler de gösterilmiş. Üst galeride bulunan ve mermer üzerine kazıma tekniğiyle yapılan bu çizimlerde gemi tasvirleri sayıca öne çıkar. Tasvirlerin İtalya Ravenna’daki San Giovanni Evangelista Kilisesi’nin taban mozaiğindeki gemi figürleriyle büyük benzerlik gösteriyor olması, Ayasofya’daki tasvirlerin Latin istilası döneminde çizildiğine kanıt olarak gösterilmiş. Bu çizimleri yapanların ise kendi gemilerini resmeden Latin denizciler olduğu düşünülüyor. Kitapta, Ayasofya’yı ziyarete gideceklerin kolayca görebilmesi için bu tasvirlerin yerleri tarif edilmiş ve fotoğraflarına yer verilmiş. Mermerler dikkatli incelendiğinde gemi, sandal, kayık, kadırga, yelkenli, kürekli gibi farklı tiplerdeki deniz araçları rahatlıkla seçilebilir. Üst galerinin kuzeydoğu yönündeki atlı bir savaşçı graffitisi ve Dandalo’nun mezar taşı olduğu iddia edilen bölümdeki savaş baltaları Latin döneminden kaldığı düşünülen ve dikkat çeken diğer tasvirlerden. Kitapta ayrıca Zeyrek, Arap ve Kalanderihane camilerindeki Latin izlerine, uzun yıllardır Bizans mimarisi üzerine araştırmalar Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Haluk Çetinkaya’nın görüşleri ve izlerin günümüze ulaşan fotoğraflarıyla yer verilmiş. Kitabın son bölümü, “Bitmeyen Bir Tartışma: Dördüncü Haçlı Seferi İstanbul’u Ele Geçirmek İçin mi Yapıldı?” başlığını taşıyor. Bu bölümde kiliseler ayrılığı, Papa’nın tutumu, İstanbul’un efsane haline gelen zenginlikleri, Dandalo’nun ihtirası, Haçlı askerlerinin tutumu ve Alexios’un yardım çağrısı üzerinden çıkarımlar yapılmış.