TURİZM
Giriş Tarihi : 28-04-2021 17:43   Güncelleme : 28-04-2021 17:47

Dört Asırlık Tanıdık: Rodos

Osmanlı’nın dört yüz yıllık görkemli izleriyle dolu olan, güllerin, kelebeklerin ve şövalyelerin adası Rodos, Marmaris’ten sadece 45 dakika uzaklıkta sizi bekliyor.

Dört Asırlık Tanıdık: Rodos

SEYYAH DERGİSİ NİSAN 2021-

Hani derler ya Venedik’i görmek için şehre karayolundan, ona âşık olmak içinse denizyolundan adım atmalısınız. İşte Rodos da aynen öyle… Her iki yanda adayı simgeleyen dev bronz geyik heykellerinin yükseldiği tarihî limandan içeri doğru sokulurken ada da güzelliklerini birer birer sunmaya başlıyor bizlere. İbrahim Paşa Camii, Büyük Üstatlar Sarayı ve özgün taş evleriyle Rodos, fazlasıyla görülmeye değer bir ada. 

ORTA ÇAĞ HAVASI
Fransız Şair ve Yazar Alphonse de Lamartine’in “Bu ada, çiçek buketlerini andıran palmiyelerin, incirlerin, hurmaların; çan kuleleri, kubbeler ve minarelerle iç içe geçtiği bir diyardır…” dediği Rodos’un kalbi Eski Kent’te atıyor. Surlarla çevrili bir Orta Çağ şehri görünümündeki bu bölge, iç içe geçmiş daracık sokaklarıyla şövalye zarafetini koruyan renkli, kalabalık ve apayrı bir dünya… Güney Ege'de, Yunanistan'a bağlı On iki Adalar'ın en büyüğü olan Rodos'un turistik merkezi, Eski ve Yeni Kent olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Tarihte ızgara planlı olarak inşa edilen ilk kentlerden biri olan Rodos’un mimari harikalarının çoğu, adayı 200 yıl boyunca elinde tutan St. Jean Şövalyeleri'nden kalma. UNESCO'nun Dünya Kültür Mirası Listesi'ne yer alan Eski Kent kendi içinde ikiye ayrılmış: Kuzeyde, ziyaretçilerini Orta Çağ’ın masalsı dünyasına götüren Şövalyeler Sokağı, Büyük Üstatlar Sarayı ve Şövalyeler Hastanesi'ni içeren surlarla çevrili Collachium; güneyde ise Socratous Caddesi ve saat kulesini de içine alan Chora Mahallesi. Eski Kent’in en ilgi çekici yerlerinden biri ise Şövalyeler Sokağı. Sokağın 14. yüzyıldan kalma gotik yapıları, o günlerden bugüne hiç değişmemiş. Arnavut kaldırımı sokak boyunca etkileyici kemerli kapılarıyla şövalyelere mesken olmuş hanlar sıralanıyor. Bir zamanlar, dünyanın yedi harikasından biri kabul edilen Kolossos'un dev heykelinin yükseldiği Mandraki Limanı, Eski Kenti gezisi için iyi bir başlangıç noktası olabilir. Girişini Elafos ve Elafina adlı iki bronz geyik heykelinin süslediği antik limanda, Orta Çağ’dan kalma üç yel değirmeninin yanı sıra, St. Nicholas surları ve fener kulesi yer alıyor. Liman yakınlarındaki Yeni Pazar’da (Nea Agora), Postane Binası, Belediye Sarayı, Hükümet Konağı ve Ulusal Tiyatro da bulunuyor. Tarihi Murad Reis Camii ise limanın hemen sonunda. Limandan kalkan günübirlik gezi tekneleriyle Lindos, Simi, Kalimnos ve Pserimos gibi adaları keşfetmek mümkün. 

OSMANLI İZLERİ
Adanın simgesi olan güllere, pencerelere dizilmiş saksılardan restoranların masalarına kadar hemen her yerde rastlamak zor değil. Eski Kent merkezinde, sokak ressamlarının sıralandığı Orfeos Sokağı, keyifli bir yürüyüş alanı. Gösterişli Saat Kulesi, 1851’deki depremin ardından Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılmış. Hemen karşısındaki Hafız Ahmet Ağa Kütüphanesi de bir Osmanlı eseri. Çiçeklerle bezeli bir avlu içinde yer alan kütüphanede, iki binden fazla eserin arasında, 1412 ve 1540 yıllarından kalma iki elyazması Kuran’ın yanı sıra 1522’deki Osmanlı kuşatmasına ait bir kronoloji bulunuyor. Günümüzde Rodos’ta yaşayan Türklere miras kalan kütüphane, bir zamanlar Vatan Şairi Namık Kemal’i de konuk etmiş. Adanın 1400 kilometrekarelik bir alana yayıldığı düşülürse yürüyerek gezmek kolay değil. Yine de ortalama üç gün, kapsamlı bir ada turu için yeterli oluyor. Taksi ücretleri, gece tarifesi olmaksızın, gidilen istikamete göre sabitlenmiş olsa da pahalı. Adanın en sık kullanılan taşıtları olan vespa tipi motosiklet ve bisikletler ise kent merkezindeki turizm şirketlerinden kiralanabiliyor. Konumları ve tarihsel birliktelik nedeniyle Türklere son derece aşina olan Rodoslular, bizlerden güler yüz ve nezaketi esirgemiyor. 

ADANIN HARİKALARI
Tarih boyunca denizci uygarlıkların gözdesi olan Rodos Adası, Büyük İskender’in hâkimiyetinde güçlü bir donanmaya sahip olmuş. Ancak İskender’in ölümünden ölümünden sonra Rodoslular, Makedonya garnizonunu kovarak Mısır ile ittifak yapmış. 654 yılında Müslümanların eline geçen ada, 717 yılına kadar süren Arap hâkimiyetinden sonra, tekrar Bizanslıların eline geçmiş. 1309’da Rodos’a yerleşen St. Jean Şövalyeleri, muhteşem bir kale inşa edip bu adayı iki yüzyıl boyunca yönetmiş ve bu süreçte de sık sık Türklerle karşı karşıya gelmişler. 16. yüzyılın ilk yarısında Osmanlı himayesine giren Rodos, 400 yıla yakın süren Türklerin idaresinde barış ve huzur dolu günler yaşamış. 1912'den sonraki İtalyan yönetimi sırasında gelişen Yeni Kent, çok yıldızlı otelleri, Venedik mimari üslubunu yansıtan evleri, şık mağazaları ve çağdaş tasarımlara sahip kafeleriyle Eski Kent'in sihirli ihtişamı karşısında farklı bir tat bırakıyor. Güneşin iyiden iyiye yükselmeye başladığı vakitlerde bir motosiklet kiralayıp önce kentin dışındaki Akropol’e, oradan da Rodini Parkı’na giderek doğanın tadını çıkarabilirsiniz. Adanın altın sarısı plajlarına gelince… Hemen söyleyelim: Meltem rüzgârlarının eksik olmadığı çakıl taşlı kuzey ve batı kıyılarından, kumlarla kaplı doğu sahillerine kadar adanın en popüler plajı Lindos. Burası aynı zamanda adanın ilk başkenti. Adanın merkezine yaklaşık 50 kilometre uzaklıktaki Lindos, dünyaca ünlü plajı, akropolisi ve beyaz badanalı evleriyle natüralist bir tabloyu çağrıştırıyor. Ada merkezinden Ialysos kasabasına kadar uzanan ve Ixia Plajı'nı içine alan kıyı şeridi, modern Rodos turizminin vitrini kabul ediliyor. Zira adadaki otellerin neredeyse yarısı burada hizmet veriyor. Rodos, rüzgârlı kumsallarıyla sörf tutkunları için de ideal koşullara sahip. Özetle yanı başımızda bulunan, Osmanlı’nın eski toprağı Rodos’a zaman ayırın. Onu seveceksiniz…