ROTA
Giriş Tarihi : 26-12-2020 01:04   Güncelleme : 26-12-2020 01:04

En ücra ve en maceralı destinasyonlar

Uzaktalar, ama ulaşılamayacak kadar da değil! Macera tutkunu gezginlerin son dönemdeki favori rotalarını araştırdık.

En ücra ve en maceralı destinasyonlar

-SEYYAH DERGİSİ ARALIK 2020-

Tatil deyince ilk akla gelen deniz, kum ve güneş olsa da son dönemde seyahat tutkunları arasında macera tatilleri fark edilir bir yükseliş gösteriyor. Artık yeni nesil seyyahların hayallerini uçsuz bucaksız bir çölü arşınlamak, hiç görmedikleri yabani bitkileri fotoğraflamak ya da tarihin önemli isimlerinin yaşadığı toprakları keşfetmek süslüyor. İşte dünyanın en kuzeydeki şehrinden çölün ortasındaki gerçek bir vahaya, maceralı bir tatil isteyenlerin beş favorisi…

1- LONGYEARBYEN (NORVEÇ)
Ren geyikleri, buz tilkileri ve yer yer kutup ayıları… Dünyanın en kuzeydeki şehri Longyearbyen, 2 bin kişilik nüfusun yanı sıra; doğanın muhteşem yaratıklarına da ev sahipliği yapıyor. Çoğunluğun madencilik yaptığı şehirde meşhur Svalbard Kilisesi’ni ziyaret edebilir, nisandan ağustos ayına kadar hiç batmayan güneşin altında akıp giden zamanın hesabını tutabilirsiniz. Sonbahar ve kış aylarında ise Dark Season Blues Festivali’nde eğlenip, uzun süre yüzünü göstermeyecek güneşe müzikle veda etmeniz mümkün. Bu arada şehirdeki Svalbard Havalimanı’na Tromso’den ve Oslo üzerinden doğrudan uçuşlarla ulaşabilirsiniz.

2- MACQUARIE ADASI (AVUSTRALYA)
Yürüyüş patikalarında ilerleyip bu insansız adayı dolaşırken, kuvvetli rüzgârların yanaklarınızı deniz sisiyle ıslattığını hissedecek ve hiçliğin ortasını keşfetmenin nasıl bir şey olduğunu tecrübe edeceksiniz. Etrafı yaklaşık bin 500 kilometre boyunca denizle kaplı olan Macquarie Adaları, Avustralya ile Antarktika’nın tam ortasında. Adanın keyfini ise insanlar değil, UNESCO tarafından korunan yaban penguenleri ve foklar öıkarıyor. Kulağa ilginç geliyor değil mi? Öyleyse kendinizi maceralı bir yolculuğa hazırlayın. Çünkü civardaki adalara yalnızca Avustralya ya da Yeni Zelanda’dan kalkan gemilerle ulaşılabiliyor. Hatta liman da olmadığı için bir noktada gemilerden zodyak botlara binmeniz gerekebilir. Fakat bu zorlu yolculuğun ardından kendinizi cennette hissedeceğiniz kesin. 

3- FLOREANA (EKVADOR)
Ekvador’daki Galapagos Adaları, yemyeşil bitki örtüsü ve ev sahipliği yaptığı dev kaplumbağalar ve dünyanın başka herhangi bir noktasında göremeyeceğiniz deniz canlıları arasında dalış yapma imkânı sunduğu için dünyanın en büyülü destinasyonlarından biri. Ziyaret etmenizi önerdiğimiz nokta ise bu adalar arasında yer alan ve nüfusu yalnızca 100 olan Floreana. Adada eşsiz doğanın tadını çıkarabilir, Galapagos’a yerleşen ilk ailenin soyundan gelen kişilerini işlettiği Wittmer Oteli’nde kalabilirsiniz. Dahası, incecik, ezilmiş mercanlardan oluşan Flour Beach’te veya yeşil rengini olivin kristallerinden alan Green Sand Beach’te güneşlenebilirsiniz. Floreana’ya ulaşmak içinse önce anakaradan uçak yolculuğuyla San Cristobal’a gitmeniz ve oradan da bir tekneye binmeniz gerekiyor. 

4- FUERTEVENTURA (İSPANYA)
Kanarya Adaları'nın doğusunda yer alan bir yeryüzü cenneti. Fuerteventura Adası'nın merkezi, Puerto del Rosario ismiyle tanınıyor. Lanzarote Adası'nın güneybatısında ve Gran Canaria'nın ise doğusundaki Fuerteventura, Kuzeybatı Afrika sahillerine sadece 97 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Güneşli iklimi ve uzun kumsalları sayesinde turistlerin beğenisini kazanan ada, ilk havalimanına 1940 yılında, ilk turistik oteline ise 1965'te kavuşmuş. 150'den fazla plaja sahip olan adadaki kumsalların uzunluğu 50 kilometreye ulaşıyor. Kıyılarını küçük balıkçı köylerinin süslediği 100 bin nüfuslu adada aralık ayındaki ortalama sıcaklık, 18-24 santigrat derece arasında değişiyor. Gün içindeki güneşlenme süresi ise 6-7 saat civarında seyrediyor. 

5- SIWA VAHASI (MISIR)
Sırada gerçek bir vaha var! Hem de tam hayal ettiğiniz gibi… Çölün ortasında, palmiyelerin ve zeytin ağaçlarının gölgesinde, tatlı su pınarlarına ev sahipliği yapan bir vaha... Mısır’daki Siwa, Zeus’a adanmış Kahin Amun Tapınağı’nın yakınında bulunuyor. Tarih boyunca pek çok hükümdar, bu tapınağı ziyaret ederek düşmanlarını alt edebilmek için inandıkları tanrılardan yardım istemiş. Bu yüzden burayı mutlaka görmelisiniz. Tapınak gezinizin ardından Kleopatra havuzunun kristal berraklığındaki sularında yüzebilir, yerel Siwan çayını içip hurmaların tadına bakabilirsiniz. Siwa’ya gitmek için Kahire’den kalkan otobüslere binmek mümkün.