TURİZM
Giriş Tarihi : 21-10-2020 17:06   Güncelleme : 21-10-2020 17:06

Akdeniz Güzeli: Barselona

İspanya'nın stil sahibi kenti Barselona, özgün kültürünü Akdeniz sıcaklığı ve Avrupalı zarafetiyle harmanlayan bir sanat, mimari, yemek ve eğlence şehri.

Akdeniz Güzeli:  Barselona

-SEYYAH DERGİSİ EKİM 2020-

Barselona, Akdeniz’in kıyısında olduğu halde yıllarca hep geri planda kalmış bir liman şehri olarak algılandı. Sokaklarını süsleyen şaheserler göz ardı edildi. Barselona’daki büyük değişim, 1992 yılında ev sahipliği yaptığı Olimpiyat Oyunları’ndan sonra başladı. Dünyanın gözlerinin çevrildiği bu dev organizasyonla birlikte butik oteller, füzyon restoranlar, moda ve sanat galerileri peş peşe açıldı. Herkesi şaşırtan pahalı restorasyonlar yapıldı. Bütün bu mekânlar kentin yeniden canlanıp bir turizm cennetine dönüşmesini sağladı. Bu yeniden doğuş hikâyesiyle birlikte Barselonalılar, yeniden kültürleriyle gurur duymaya başladılar. Mimariden edebiyata ve sinemaya kadar kendi sanatçılarını yetiştirdiler. Bir Katalan şairin Barselona’yı “büyüleyen kadın” olarak nitelendirmesi boşuna değil. Bugün şehrin dişiliğini tartışmak mümkün belki, ama kentin büyüleyici olduğu kesin. Dahası canlı, renkli ve gizemli… Hemen her zaman gerçeküstü duygular hissettiren bir kent burası. Tıpkı Salvador Dali, Antoni Gaudi, Pablo Picasso ve Joan Miro gibi sanatçılara ilham verdiği gibi… Hayal gücünün sınırlarını zorlayan muhteşem yapılarıyla masalsı bir cazibeye sahip La Rambla Caddesi, Barselona gezimizin başlangıç noktası. Katalan büyücüsü tüm sırlarıyla bizi bekliyor.

ŞEHRİN KALBİNDE

Dağ ile deniz arasında gelişmiş kentlerin doğal güzelliğini taşıyan kentin sokakları, denize paralel veya dik olarak konumlanmış. Şehrin merkezi olan yaklaşık 1,5 kilometre uzunluğundaki La Rambla’da uzun bir yürüyüşe çıkmak Barselona ile tanışmak için iyi bir seçim. Port Vell’den (Eski Liman) Plaça de Catalunya’ya (Katalan Meydanı) kadar uzanan caddenin iki yanında asırlık binalar uzanıyor. Daracık sokaklardan oluşan Ciutat Vella (Eski Kent) ile Yeni Kent arasındaki geçiş noktasını, Plaça de Catalunya Meydanı oluşturuyor. Kolombus Anıtı'ndan Kuş Pazarı’na, sokak tezgâhlarından tapas restoranlarına kadar kentin çeşitli zenginliklerini gözler önüne seren caddede sanat mekânları da hayli fazla. Picasso ve Miro’nun yapıtlarını görebileceğiniz zengin müzelerin yanı sıra, Gaudi eserleri de kenti dev bir gezi parkına dönüştürüyor. Barselonalıların gururu Antoni Gaudi, şehrin Eyfel’i kabul edilen peribacaları biçimindeki kuleleriyle ünlü La Sagrata Familia Katedrali'nin mimarı. Gaudi, 1926 yılında eserini tamamlayamadan hayata veda etmişse de katedral, şehirde görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. 

GAUDİ’NİN İZİNDE

Bailen ve Granvia Caddelerinin kesiştiği kavşak, kentin modern binalarının yoğunlaştığı Exiample bölgesinde bulunuyor. Buradaki binalar, 19. yüzyılda kentin kuzeye doğru genişlemesi sırasında yapılmış. Zaten bölgenin adı da “genişleme” anlamına geliyor. Quadrot d’Or (Altın Blok) bölgesindeki yapılar, Barselona kökenli “modernista” akımının en güzel mimari örnekleriyle dolu. Mobilyalardan kapı koluna kadar binadaki hemen her unsurun mimar tarafından tasarlanması, bu akımın en belirgin özelliği. Bölgenin şaheserlerinden biri olan Casa Batllo (casa ev anlamına geliyor), Gaudi’nin imzasını taşıyan yapılardan biri. Kurukafa görünümlü balkon demirleri, Venedik maskesi şeklinde dış cephesi ve kemik biçimindeki sütunlarıyla bu sıra dışı yapı tam bir tasarım şaheseri. Hansel ve Gretel masalındaki evi anımsatan Casa Batllo’da renk ve süsleme anlayışı, çatı ve kulede de kendisini gösteriyor. Üzeri cam parçalarıyla kaplı kuleye sahip binanın iç mekânlarında da Gaudi tasarımı eşyalara rastlanıyor. 

MİMARİ HARİKALAR

Gaudi’nin kentteki en gözde eserlerinden biri olan Casa Mila, Passeig de Gracia Caddesi ile Carrer de Provença Sokağı’nın kesiştiği noktada yükseliyor. Âdeta baktıkça büyüyen, gezdikçe genişleyen ve aklın sınırlarını zorlayan bir bilim - kurgu klasiği gibi… Dahası bir dekorasyon ve uçarılık harikası. Gaudi’nin kendini Sagrada Familia’ya adamadan önce tamamladığı son eseri olan Casa Mila, 1906 - 1912 yılları arasında Roser Segimon de Mila adında bir kadın için yapılmış. Zamanın mimari kurallarından radikal bir kopuşu kanıtlayan yapı, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası kabul ediliyor. Yapının en çarpıcı özelliği, cephesinin günün her saatinde farklı bir renge bürünmesi. Yapı, tek bir taş kütleden ibaret olmasına rağmen, üç boyutlu ritmik bir cepheye sahip. Casa Mila, insan tenini andıran yüzeyiyle hem renk hem form olarak sihirli bir dalga yumağına benzetiliyor. Balkonlardaki siyah dökme demirler ise deniz yosunları saçakları halinde uzayıp gidiyor. Kimilerinin art nouveau eserleriyle, kimilerinin de soyut sanatla bağlaştırdığı bina, 1986 yılında bir banka tarafından satın alınarak restore edilmiş. 1996 yılından tamamlanan onarım sürecinden sonra halka açık bir kültür merkezine dönüştürülerek sık sık sanat etkinliklerine ev sahipliği yapmaya başlamış.   

KOLOMB'UN MAHALLELERİ

Madrid'den tam bin yıl önce kurulan Barselona, özgün dili, tarihi ve stil duygusuyla İspanya’dan çok farklı bir kimliğe sahip. Asırlar boyunca Sicilya ve Sardunya Adaları'nı içine alan bir coğrafyanın merkezi olan kent, Amerika’nın keşfine de öncülük etmiş. Roma döneminden kalma beşgen biçimindeki surlarla çevrelenen Barri Gotic ise şehrin kalbi konumunda. “Gotik Mahalle” denilen bu tarihi alan, daracık sokakları ve geçitleriyle kanalları olmayan Venedik'i çağrıştırıyor. Şehrin yıldızı parlayan bölgelerinden biri olan Bari Gotic’te, Katalonya Parlementosu’nun yanı sıra, 14. yüzyıldan kalma Barselona Katedrali de bulunuyor. Gaudi tasarımı sokak fenerleri ve devasa palmiye ağaçlarıyla turistlerin çekim merkezi olan Plaça del Rei Meydanı'nın asıl sürprizi, keşiften dönen Kristof Kolomb'un coşkuyla karşılandığı Kraliyet Sarayı. Barri Gotic'in batı komşusu El Raval ise gece hayatının gözde adreslerini saklıyor. Orta Çağ saraylarının çevrelediği esrarengiz bir koridorun orta yerinde yer alan La Ribera Mahallesi, Barri Gotic'in hemen kuzeyinde. Dünyaca ünlü Picasso Müzesi de burada bulunuyor. Picasso'nun üç bin parçalık dev bir koleksiyonunun sergilendiği müzeyi görmek için uzun kuyruklarda bile beklemeye değer. Mahallenin bir diğer cazibesi ise kentin popüler gezinti alanlarından biri olan Parc de la Ciutadella. Kentin ortasında yeşil bir adayı anımsatan parkta, üzerinde tekne gezintileri yapılabilen küçük bir göl de saklı.

HER ADIMDA SANAT

La Ribera’nın doğusunda yer alan ve bir zamanlar eski kentin pazar yeri olan El Born Mahallesi, Barselona'nın So-Ho'su olarak anılıyor. Buranın Orta Çağ’da atlı mızrak dövüşlerine sahne olduğu rivayetler arasında. Bugünse bölge, alışveriş tutkunlarını memnun edebilecek çok sayıda küçük butik, sanat galerisi ve mağaza ile çevreleniyor. Katalan usulü Gotik mimarinin başyapıtı Santa Maria del Mar Kilisesi'nin de burada. Barselona'nın klasiklerinden bir diğeri de De La Seu Katedrali. Şehirde bir hafta sonu geçirecekseniz, pazar günü Seu'nun önünde Katalan kimliğinin sembollerinden biri olan Sardana dansını izleme fırsatını bulabilirsiniz. Her pazar akşamüstü sergilenen gösteri, çoğu zaman seyircilerin katılımı ile sona eriyor. Katalanlar için dans, barış ve kardeşlik kavramlarının bir dışavurumu. Barselona'nın şehir hayatında önemli bir yer tutan mekânlardan biri de müzeler. Salvador Dali imzalı tasarımların da aralarında bulunduğu yüzlerce antika parfüm şişesini görmek için Museu del Parfum'e uğramanız gerekli. Port Vell adı verilen eski limandaki Le'Aquarium, dünya denizlerinden binlerce balık türünün görülebileceği dev akvaryumlarıyla ilgi çekiyor. Museud'Art Contemporani de Barcelona, modern sanat eserlerini izlemek için doğru tercih. Gran Teatre del Liceu ise Barselona turunu opera, tiyatro, konser veya dans gösterileriyle zenginleştirmek isteyenleri bekliyor.

TAPAS, ROMESCO, PAELLA

Katalan mutfağı, özetle dağların ve denizin bereketinin bir karışımı. Barselona’da günde iki kez kahvaltı etmek olağan sayılıyor. Erken saatlerde yapılan kahvaltıda peynir, reçel, kızarmış ekmek ve kahveyle yetiniyorlar. Genellikle öğleye yakın saatlerde yapılan kahvaltılarda ise omlet başrolü devralıyor. Katalan mutfağının merkezi kabul edilen Barselona'da sofra kültürünü, tipik Akdeniz mutfağının çeşnileri sayılan sarımsak ve zeytinyağı karakterize ediyor. Herhangi bir restorana oturduğunuzda önce üzerine domates ezmesi ve zeytinyağı sürülmüş ekmek servisi yapılıyor. Masada daima bulunan romesco ise domates ve acı biberler hazırlanan bir sos çeşidi. Tatlı ve ekşinin bir arada kullanıldığı geleneksel damak tadının en ünlü spesiyali ise “tapas” adı verilen mezeler. Peynir, patates, jambon, sos, balık, sebze ve dağ otlarıyla hazırlanan bu mezeler, akşam yemeklerinin vazgeçilmezi. İspanyol usulü patatesli omlet “tortilla”; sebze, av eti ve deniz ürünleriyle hazırlanmış safranlı pilav “paella” ve muhallebi tarzında hazırlanan “crema Catalana” tatlısı Katalan mutfağının iştah açıcı lezzetleri arasında. Hayatın tadını çıkarmayı bilen insanlar olarak tanınan Barselonalıların memleketinde asıl hayat, gece başlıyor. Flamenko tınılarıyla şenlenen Barselona geceleri, sırt çantalı gezginlerden jet sosyeteye uzanan geniş bir yelpazeyi memnun edebilecek çeşitliliğe sahip. Gece kulüplerinin bolluğuna karşın gürültü kirliliği yok. Yalıtım sistemleri çok iyi ve kimseyi rahatsız etmiyorlar.

ALIŞVERİŞ CENNETİ

Barselona'da trafik korkutucu değil. Kentin görülmeye değer noktalarını ring seferleriyle gezdiren Bus Turistic otobüslerinin yanı sıra; kentin tüm köşelerine ulaşım sağlayan metro, şehir içi ulaşım için iki iyi seçenek. Yıl boyu moda haftalarıyla renklenen Barselona'nın turistik cazibelerinden biri de alışveriş. Passeig de Gracia ve Avenida Diagonal Caddeleri, antika, mobilya, ayakkabı, gözlük, çanta ve giyim mağazalarıyla Barselona esnafının ince zevkini ispatlıyor. Barselona semtlerinin hemen hepsi, geleneksel bir pazar yerine sahip. Genellikle pazar günleri dışında hemen hepsi açık. Pazarların en ünlüsü ve merkezi olanı La Rambla üzerinde yer alan Mercat de la Boqueria. 13. yüzyıldan bu yana taze deniz ürünleri ile meyve ve sebzelerin satıldığı pazarı ziyaret etmenin en iyi zamanı ise sakin sabah saatleri. Yemeği ve eğlenmeyi yaşamın en keyifli anları olarak değerlendiren insanların şehri Barselona’da sürpriz çok. Ona zaman ayırın, çok seveceksiniz.

BİLİYOR MUYDUNUZ? 

Barselona’ya Kristof Kolomb Anıtı dikilirken kolunun Amerika’yı işaret etmesi düşünülmüş. Ancak heykel günümüzde Endülüs’teki Malaga kentini işaret ediyor.