TURİZM
Giriş Tarihi : 15-09-2020 17:28   Güncelleme : 15-09-2020 17:43

Devletin daha güçlü desteğine ihtiyacımız var

COVID-19 salgını nedeniyle turizm sektörümüzün içerisinde bulunduğu krizi aşmak için hükümetin desteğinin artırılmasının hayati önem taşıdığını söylemek isterim.

Devletin daha güçlü desteğine ihtiyacımız var

- SEYYAH DERGİSİ HAZİRAN 2020 -

Çin’de yeni yılın ilk günlerinde baş gösteren ve kısa sürede tüm dünyaya yayılarak global çapta ekonomik bir krize yol açan olan COVID-19 pandemisinin en çok etkilediği sektörler arasında turizm ilk sıralarda yer alıyor. Ülkemizde bir milyonu aşan direkt istihdam alanı yaratan ve ülke ekonomisine sadece 2019 yılında 34,5 milyar dolar gelir katkısında bulunan sektörün temsilcileri, oldukça zor geçmesi beklenen 2020’yi en az hasarla atlatarak 2021 sezonuna daha güçlü girmenin hazırlıklarını yapıyor. Alınacak tüm tedbirlere sıkı bir şekilde uyulması halinde, Bilim Kurulu’nun açıklamalarına göre Türkiye’de iki ila üç ay içerisinde salgının kontrol altına alınmasını bekliyoruz. Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Ersoy, mayıs sonu olarak revize ettiği turizm sezonunun başlangıcının 2020 ve 2021 yıllarında sektörün durumu hakkında ipuçları vereceğini sözlerine eklemişti. Bu süreçte sektörün önde gelenleri, güçlü bir devlet desteği ile sektörün ayakta kalmasının önemine dikkat çekiyor. 2020 sonbaharından itibaren salgın riskinin ortadan kalkmasına bağlı olarak büyümesi beklenen seyahat talebi sayesinde kayıplar telafi edilebilir. 

HAZİRANDA GERİLESE BİLE…

Dünya Turizm Örgütü’ne göre salgın öncesi seyahat eden insanların sayısı 1,4 milyardı. Salgın, bu hareketliliği yüzde 98 oranında azalttı. Kalan yüzde 2’inin de mücbir gerekçelerle seyahat ettiğini söyleyebiliriz. Salgının kontrol altına alınmasıyla birlikte her şeyin normale döneceğini beklemekse doğru olmaz. Bu, yeni bir sürecin ilk adımı olacak. Yani pandemi, Haziran 2020’de gerilemiş olsa bile, insanların evlerinden çıkıp güvenle seyahat edebilecekleri zamanlar çok daha sonra gelecek. Bir başka deyişle sadece Türkiye’de değil, dünyanın 2020 turizm gelirlerinde öngörülerin gerçekleşmesi uzak bir ihtimaldir. TÜRSAB verilerine göre en iyi ihtimalle sektörün yüzde 40 kayıp yaşamasının öngörüldüğünü ve incoming pazar olarak ifade edilen yabancı turist merkezli pazarın ilk altı ayının önemli kayıplarla gerçekleşeceğini ifade edebiliriz. 

EN İYİMSER 2020 SENARYOSU

Türkiye’nin 2020 yılında en iyimser tahminle 20 milyon turist ağırlamasını, turizm gelirinde de 2019’a göre en iyimser tahminle 15 milyar dolarlık bir düşüş bekliyoruz. Her gün dünya çapında gerçekleştirilen 2 milyon online rezervasyon şu an yapılamıyor. Yani elimizdeki tüm veriler, maalesef 2020’nin turizm sektörü için ciddi kayıpların yaşanacağı bir yıl olduğuna işaret ediyor. Biliyorsunuz turizm sektörü, her yıl ocak ile nisan ayları arasında uluslararası turizm fuarlarında nabız yoklayarak; nasıl bir sezonla karşı karşıya kalınacağını, öne çıkacak destinasyonları belirler. İç ve dış pazar için ne kadarlık bir kota ayırılacağına dair öngörülerde bulunulur ve tur operatörleri de oteller de anlaşmalarını bu öngörülere göre yaparlar. COVID-19’un yayılma süreci ve pandemi ilan edilmesi nedeniyle bu alanda, globalde koyulan hedeflerden uzaklaştık, bu süreçte yabancı turist ile ilgili Türkiye olarak da beklentilerimizi unutmalıyız.

PAZARLAMA YAKLAŞIMLARINDA HİJYEN
 
Cruise turizminin 2020 için neredeyse hiç başlamadan bittiğini, uçakla seyahatin azalacağını ya da otobüslerdeki uygulama gibi “bir atla, bir otur” düzenlemesinin uçaklarda da uygulanacağını, bu durumun da bilet fiyatlarını artırıp, seyahati pahalılaştıracağını belirtebiliriz. Yani turizmin her şeyi ile “yeni normal”e uyum sağlayacağını söylemek istiyorum. Büyük kalabalıkların tatil köylerinde ya da beş yıldızlı otellerde tatil yapma biçimi değişecek. Aynı kurumların villa tipi alternatifleri öne çıkacak, insanlar yüzdükleri havuzu ya da tatil yaptığı alanı başkaları ile paylaşmamayı tercih edecek. “Her şey dâhil” seçeneği, artık insanların beklemekten uzak olduğu bir hizmet tipi olacak. Kongre turizmi, 2021’de ciddi anlamda etkilenecek. Konferanslar ya da kongreler Skype ya da farklı platformlar üzerinden gerçekleştirilecek. İnsanlar tatil için seyahat tercihlerinde imkânları doğrultusunda şahsi araçlarını tercih edecek. Bu nedenlerle de kamp ve karavan turizmlerinde artış beklerken, sunulan hizmetler ve pazarlama yaklaşımlarında da hijyen etkileyici bir karar unsuru olacak.

ÖDEME VE BORÇLAR DONDURULMALI!

Ekonomik İstikrar Kalkanı’nın hükümet tarafından atılmış önemli bir adım olduğunu söylememiz şart. Bu alanda turizm sektörü merkezli daha büyük kapsamlı ekonomi destek paketlerinin hızlı bir biçimde hayata geçirilmesi ise kritik öneme sahip. Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Ersoy’un, Hazine ve Maliye Bakanımız Sayın Berat Albayrak ile yakın dönemde gerçekleştirdikleri en önemli çalışmalardan birisi, tur operatörlerinin iade süreleri ile ilgili. Üzerinde çalışılan ve tüm sektörün beklediği düzenleme ile paket turların iadesi, ilgili havayolu firmasının uçuşunun yeniden başlamasının üzerinden iki ay 14 gün geçtikten sonra tüketiciye yapılacak. Şüphesiz düzenleme ile tur operatörleri rahat bir nefes alacak. Ancak turizm sektörüne yapılacak desteklerin radikal bir biçimde artırılması gerekiyor. Sektörümüzün 2020’yi en az hasarla kapatması için daha geniş kapsamlı sübvansiyonlar, hayati öneme sahip. Türkiye’nin döviz gelirlerine en fazla katkıda bulunan sektör olan turizmin tüm ödeme ve borçlarının üçer aylık periyodlarla dondurulması ivedilikle atılması gereken bir adımdır. Ayrıca Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2020 yılında Türkiye’nin tanıtımı için ayırmış olduğu bütçe -tanıtım süreçlerinin muhtemelen erteleneceği düşünülerek- sektörün borçlarının dondurulması, ötelenmesi için kullanılabilir. Sektörde çalışan 150 bin kişinin işini kaybetmesinin önüne geçilmesi, devlete ödenecek olan tüm vergilerin dondurulması (SGK, muhtasar ve diğer vergiler), sektörün bankalardan aldıkları kredilerin ve bu kredilerin faizlerinin dondurulup ötelenmesi, borçların yeniden yapılandırılması gerekmektedir. Türkiye’nin döviz gelirlerine önemli ölçüde katkı sunan turizme can suyu vererek hayatta kalması sağlanmalıdır.

SALGIN SONRASI TURİZMDE PATLAMA BEKLENİYOR

Eğer bu kriz, Haziran 2020’de salgının sönümlenmesi ile sakinleşirse sadece yerli turistin katkı sunacağı bir yaz olacağını öngörüyorum. Diğer senaryo için de COVID-19, Eylül 2020 civarında tamamen dünyanın gündeminden çıkar ve yüzde 100 güvenli günlere ulaşırsak o zaman turizm sektöründe büyük bir patlama bekliyorum. Bu patlamanın EMITT’e yansıması da oldukça olumlu olacaktır. Dünyanın diğer ülkelerinde de olacağı gibi Türkiye’nin turizm destinasyonları, tur operatörleri, acenteleri, oteller ve turizm sektörünün tüm aktörleri ellerindeki tüm imkânları tanıtım için harcayacaklardır. Çünkü yeni normale uyum sağlandığının anlatılması, 1,4 milyar insanın parçası olduğu bir sektör için çok ama çok önemli. 25. yılımızda, EMITT Fuarı’nın da 2021 yılındaki sektörün ilk fuarı olması nedeniyle büyük bir katılımla geçeceğine, sektörün zirve yapacağına inanıyorum. Bu tahminin gerçekleşmesi, elbette virüs salgınının en geç eylül ayına kadar tamamen gündemimizden çıkması ve yüzde 100 güvenli bir dünyada seyahat etmenin önünün açılmasına bağlı. Tatilci açısından büyük bir seyahat etme açlığı söz konusu olacak. Bu nedenle krizin sonunda dünya turizmi güçlü bir büyüme ivmesi yakalayacak. Evlerinde oturmaktan bunalmış insanlar kendilerini sokağa atıp seyahate başlayacak, bu da talebinin hızlı artışını sağlayacaktır.