KÜLTÜR - SANAT
Giriş Tarihi : 08-07-2020 14:57   Güncelleme : 08-07-2020 14:57

'Ömrünü kitaba ve eğitime adayan bir muallim: Mahir İz'

Yaklaşık 60 yıl boyunca çeşitli kurumlarda hocalık yapan, ömrünü kitaba ve eğitime vakfeden mütefekkir, şair ve yazar Abdullah Mahir İz'in vefatının üzerinden 46 yıl geçti.

'Ömrünü kitaba ve eğitime adayan bir muallim: Mahir İz'
Ömrünü kitaba ve eğitime adayan mütefekkir, şair ve yazar Mahir İz, vefatının 46'ncı yılında yad ediliyor.

İz, Medine-i Münevvere, Midilli ve Ankara kadılıkları yapan Külahizade es-Seyyid İsmail Abdulhalim Efendi ile Şerife Raife Hanımın oğlu olarak 28 Ocak 1895'te İstanbul'da dünyaya geldi.

Mahir İz’in babası Abdülhalim Efendi, Midilli, Balıkesir, Ankara, Medine-i Münevvere gibi farklı yerlerde kadılık yapmış bir kişidir.

Mahmut Neci Efendi’den Sarf- Nahiv, fıkıhta Merâk’il- Felah’ı okuyan Mahir İz babasının Haydarabat’tan formlar halinde getirtip
Medine-i Münevvere’de ciltlettiği Kenzü’l- Ummâl’ı gözden geçiren Mahir İz, yoğun okumaların haricinde fıkıh usulü okumak
istediğini belirtince Mahmut Neci Efendi'nin kendisine söylediklerini şöyle aktarır:
"Sen bu merak ve bu çalışmayla devam edersen on sekiz yaşına geldiğin zaman Fatih hocaları arasında ‘müşâr’ün-bi’l-benân’ olursun dedi. Bu tâbiri o zamana kadar hiç işitmemiştim. Parmakla gösterilirsin demekmiş. Hocam bana derdi ki “Sen, benim kırk yıllık emeğimi, bu suallerin sâyesinde on dokuz ayda topladın."

Tam adı Abdullah Mahir İz olan yazar, ilk ve orta okulu babasının görevi nedeniyle Midilli, Balıkesir ve Isparta'da okurken, İstanbul Vefa Lisesi'nde başladığı lise eğitimini 1916'da Ankara Sultanisinin edebiyat bölümünde tamamladı ve aynı okulda Türkçe öğretmenliğine başladı.

Edebiyat tarihçisi Fahir İz'in ağabeyi olan Mahir İz, ailesi tarafından itinalı bir eğitime tabi tutularak, resmi eğitim ve öğretimin yanında, devrinde yaşamış pek çok isimden özel ders aldı.

TBMM'de zabit katipliği yapan İz, Milli Mücadele yıllarında Ankara'da Mehmet Akif Ersoy ile Fars ve Fransız edebiyatı üzerine çalıştı.

Yazıları ve şiirleri çeşitli dergilerde yayımlandı
İstiklal Marşı'nı bir eğitim aracı olarak görüp her fırsatta okuyan İz, gençliğinde kaleme aldığı şiirleri Maksud Kamuran adıyla Ankara'da çıkan "Say" dergisinde okuyucuyla buluşturdu.

Eğitim tutkusuyla ücretsiz dersler veren İz, o zamanlar için, "Ben İstiklal Marşı'nı anlatırken, o devrin, dine, diyanete, millete, milliyete, ahlaka aykırı düşen durumlar dolayısıyla çocuklara verilmesi gereken din, diyanet, millet, milliyet terbiyesini "İstiklal Marşı" içinde işleyerek verirdim. O zamanın müfredatı bu değerleri vermeye müsait değildi." ifadelerini kullandı.

Talebelerinden Prof. Dr. Mustafa Uzun, Mahir İz'in örnek şahsiyetine vurgu yaparak şu değerlendirmede bulunur:
"Rahmetli Hocamız ayrıca din ve vatan uğrunda şehadet dahil her şeyi göze alacak nesiller yetiştirmeye son nefesine kadar emek vermiştir. Mahir Hoca iyi bir muallimdi, medeniydi. Tam bir Osmanlı beyefendisi idi. İyi hocalardan sağlam bir eğitim alırken şiir de yazmaya başladı. O; Muallim Naci, Muallim Cevdet ve Muallim Kilisli Rifat gibi büyük muallimler neslindendir. Derin bilgisi vardı. Hocamız bildiğini iyi bilen ve onlar için ne yapılması gerektiğini kavrayan, bütün öğrencilerine iyi insan, iyi Müslüman, ahlaklı birer kişi olmalarını tavsiye eden ve bunun da en iyi örneğini kendi şahsıyla gösteren bir isimdir."

Prof. Dr. Mahmut Kaya ise dönemin diğer hocalarından Mahir İz ’in farkını şöyle ifade eder:
"Mahir İz Hoca, bir insanda kabiliyet, yetenek gördüğünde elinden tutar, onu yönlendirirdi. Biz eski hocalarımızdan bunları görmedik. Okuyoruz, kitapları deviriyoruz, aradan yıllar geçiyor. Geleceğimize ait, Türkiye’nin geleceğine ait, İslam Dünyası’nın geleceğine ait bize hiçbir kelime söyleyen olmadı. “Çalışın oğlum çalışın”; iyi de bunu bize ninem de söylüyor. Nasıl bir yöntem kullanacak ve nasıl bir yol takip edeceğiz? İşte Mahir Bey bize bunu öğretti."

İz, edebi ve sosyal konulu yazıları Namık Yaz, bilim konulu makaleleri ise Abdullah Söğüt imzasıyla çeşitli dergilerde yayımladı.

Daha sonraki yıllarda yazdıkları ise "Sebilürreşad", "Yeni İstiklal", "İslam Düşüncesi", "Bugün", "Yeni Asya", "Sabah", "Yeni İstanbul" ve "Diyanet Dergisi" gibi gazete ve dergilerde yer bulan İz, aralarında Kuleli Askeri Lisesi, Nişantaşı Ortaokulu, Haydarpaşa Lisesi ve Çamlıca Kız Lisesi'nin de olduğu birçok okulda görev yaptı.

Kimya ve hukuk eğitimi de aldı
Yazar, 1924'te tayin olduğu İstanbul İmam Hatip Okulu'nda öğretmenlik yaptığı sırada İstanbul Üniversitesi Kimya Bölümü'ne ve Hukuk Fakültesi'ne devam etti.

İstanbul İmam Hatip Okulu'nda bir sene müdürlük yaparak emekliye ayrılan İz, aynı yıl Taksim'de Yeni Kolej'in müdürü olarak yeniden eğitimciliğe döndü ve altı ay sonra yeni açılan İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü'nde edebiyat, tasavvuf tarihi, hitabet ve irşat dersleri vermeye başladı.

Mahir İz, İslam bilimi ve tasavvuf alanında araştırmalar yapıp dersler verirken, bu yeni eğitimcilik döneminden 10 yıl sonra ikinci kez emekli oldu.

Ahmet Cevdet Paşa'nın Hz. Adem'den başlayarak bütün peygamberlerin tarihini içeren "Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefa" eserini sadeleştiren İz, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 27 Mayıs 1960 Darbesi'nden sonra Kur'an-ı Kerim'in Latin harfleriyle basılması konusunda danışmanlık yapması için davet edildiyse de bu durumun yanlış olduğunu söyleyerek vazgeçilmesini sağladı.

Diyanet İşleri Başkanlığı'nca 1961'de hazırlanan "Kur'an-ı Kerim Meali"nin redaksiyon heyetine başkanlık yapan, mesleğine adanmışlığı başarı hikayesinin arkasındaki ilk unsur olan İz, öğretmenlik yaptığı yıllarda talebelerine nasihatlerde bulundu.

Hocalık hayatı yaklaşık 60 yıl sürdü
İz, "Dünyaya tekrar gelme imkanım olsaydı, yine muallim olmak isterdim" sözünü sık sık tekrarlayarak pek çok önemli olaya şahitlik etti ve yaklaşık 60 yıl süren hocalık yaşamı nedeniyle, devrin ileri gelen din, siyaset ve edebiyatçılarıyla yakın ilişkide bulundu.

Siyasi, ilmi, fikri ve sosyal yönden çok ciddi değişikliklerin olduğu bir dönemde yaşamış olan İz, tasavvuf , edebiyat ve felsefe alanında uzmanlaştı ve bu alanlarda eserler verdi.

İz, tanıyanlarda hayranlık hissi uyandıran, Türkçeyi çok güzel kullanan, hafızası güçlü, vefalı yapısıyla tanındı ve geniş bir dinleyici halkasına sahip oldu.

Son dönemlerde tasavvufi yönü ağır basan Mahir İz, aile dostlarından olan şair Muhyiddin Raif Bey’in kızı Mihrinur Hanım’la evlendi ve bu evliliğinden bir kızları dünyaya geldi.

"Yılların İzi" kitabında hayatını anlattı
Yaşamını, tanığı olduğu olayları, tanıdığı kişileri ve anılarını "Yılların İzi" kitabında toplayan yazar, Sönmez Neşriyat Şirketi'nin kuruluş yıllarında Yönetim Kurulu Başkanlığı ile İlim Yayma Cemiyeti'nin Danışma ve Bilim Kurulu'nda çalıştı.

Mahir İz, İslami İlimler Araştırma Vakfı ile Türk Kültürü Vakfı'nın da kurucuları arasında yer alırken, gerek derslerinde gerekse çevresinde pek çok bilim ve edebiyat adamının yetişmesini sağladı.

Tedavi gördüğü Paşabahçe Devlet Hastanesi'nde 9 Temmuz 1974'te hayatını kaybeden İz'in Erenköy Sahrayı Cedid Mezarlığı'nda bulunan mezarının taşına talebesi Prof. Dr. Uğur Derman tarafından celi ta’lik "Muallim Mahir İz" hatlı kitabe işlenmiştir.

Halkın her kesiminden kalabalık bir cemaatin cenazesine iştirak ettiğini belirten İsmail Özdoğan, izlenimleri paylaşırken şunları söyler:
“Cenazede dikkatimi çeken simalar arasında, bu fakir şoför, son derece üzgün; devrin önde gelen siyasilerinden Ferruh Bozbeyli ve sanayi kesiminden Vehbi Koç da vardı. Yani bu kadar birbirine uzak mesafelerde olan cemaat, herkesin cenazesinde bulunmaz. Bu bir insanın, her sınıftan, her kademeden veya tahsil ve kültür derecesinden insanlara ne verdiğini gösterir.”

Mahir İz, araştırma ve inceleme alanında "Tasavvuf", "Peygamber Efendimiz", "Din ve Cemiyet", anı türünde "Yılların İzi", şiir seçkisi olarak "Hoca'nın Seçtikleri" ve sadeleştirme eserleri olarak ise "Kur’an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı" ve "Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefa" isimli çalışmaları kaleme aldı.