GÜNCEL
Giriş Tarihi : 13-06-2020 03:37   Güncelleme : 13-06-2020 03:37

Salgının ardından dünya nasıl olacak?

Geçtiğimiz yıl aralık ayında Çin’de başlayarak tüm dünyayı etkisi altına alan Coronavirüs ile birlikte insanlık tarihinde etkili olan büyük çaptaki salgınlar hakkında değerlendirmeler…

Salgının ardından dünya nasıl olacak?

-SEYYAH HAZİRAN 2020-DOÇ. DR. HADİYE YILMAZ ODABAŞI (Üsküdar Üniversitesi)-

Yazılı tarihin başlangıcından itibaren birçok salgın hastalık, çok fazla sayıda ölüme sebep olmakla birlikte sosyo - ekonomik değişimleri beraberinde getirdi. Salgınların yeni tarihsel olguların oluşumunda önemli rol oynadığına dikkat çeken uzmanlar, “Günümüzde tüm dünyayı etkisi altına alan Koronavirüs COVID-19 salgını da dünyadaki küreselleşmenin çöküşünü belirginleştirecek” diyor. Elimizdeki bilgilerin özeti bu şekilde. İyi ama salgın sonrası dünya nasıl şekillenecek? Bana sorarsanız COVID-19, dünyada küreselleşmenin çöküşünü hızlandıracak. 

TARİHİ HER DÖNEMDE ETKİLEDİ
Gılgameş Destanı’nda “Tufan yerine keşke veba olsaydı” denilerek, aslında bilinen ilk salgın hastalığın da veba olduğuna işaret edilmiştir. Veba, daha yüzyıllarca insanlık tarihini etkilemeye devam edecektir. Bu etkiler, tabii ki öncelikle ekonomik ve siyasi hayatı değiştirmiş etkilerdir. Örneğin veba salgını, MÖ 14. yüzyılda Hititlerde tahtın sahibinin değişmesine, çocuk yaştaki bir kralın tahta geçmesine sebep olarak bu uygarlığın kaderini etkiledi. Bu durumun Roma imparatorları Lucius Verus ve Marcus Aurelius Antoninus’un, 7. yüzyılda da Sasani hükümdarının vebadan hayatını kaybetmesi gibi tarih boyunca benzer pek çok örneği vardır. Yani salgınlar siyasi iktidarlarda değişikliklere yol açmışlardır. Bazen iktidarı değiştirmese de büyük halk isyanlarının çıkmasına sebep olmuş, kimi zaman ise iktidarı değiştirmekle birlikte bir devletin sonunu da hızlandırmıştır. Örneğin Roma’nın yıkılışında ya da Sasanilerin Müslüman orduları karşısında yenilgiye uğrayarak, 7. yüzyılda tarih sahnesinden silinmesinde yine salgınların etkisi büyüktür.

DÜNYA SAVAŞININ SEYRİ DEĞİŞMİŞTİ 
Salgınlar, yeni tarihsel olguların oluşumunda da rol oynamış. Örneğin savaşlar başlatmış, savaşlar bitirmiştir ya da daha doğru ifadeyle bu olguları hızlandırmıştır. Thukydides’in anlattıklarına göre MÖ 5. yüzyılda 100 bin kişinin hayatını kaybettiği Atina vebadan kırılmasaydı, Peloponez Savaşı 14 yıldan daha uzun sürebilirdi. Avrupa devletlerinin çoğunun katıldığı 30 Yıl Savaşları, tifüs salgını nedeniyle askerî güç büyük oranda tükendiği için Vestfalia Barışı’nı getirdi. Salgın, yalnızca bir savaşın bitişini değil, bugünün devletler arası sisteminin doğumunu da hızlandırmış oldu. Şüphesiz İspanyol Gribi de ilk dünya savaşının bitiş tarihini öne çeken etkenlerden olmuştur. Salgınlar savaşlar bitirmiş, ancak savaşların başlamasında da rol oynamıştır. On yıllar boyunca süren Haçlı Seferleri’nin organize edilmesinde açlık ve yokluktan başka, salgın hastalıklardan kırılan Avrupalı’nın daha refah, daha zengin, daha sağlıklı topraklara sahip olma motivasyonu yüksektir.

SOSYAL SINIFLARI ORTADAN KALDIRDI
Salgınlar nedeniyle oluşan yeni koşullarda, eski ekonomik sistemlerin değişmesinin insanların hayatında büyük değişimlere yol açtığını söylememiz mümkün. Tarihte salgınlar nedeniyle nüfusun hızla azalması, insan gücüne dayalı toprağa bağlı ekonomiyi zayıflattı. Onun yerini zamanla ticaret alırken yeni ekonomik alan, yeni kültürel-sosyal yaşamları da biçimlendirdi. Salgın karşısında çaresiz kalan insanın araştırma ve keşfetme güdüsü tetiklendi ve Aydınlanma Çağı’nın yeniliklerini ortaya çıkaracak “bilimsel anlayışa yöneliş”, bu devirde filizlenmeye başladı. Örneğin halk sağlığı ve tıp alanında gelişmeler, iş gücü azlığı nedeniyle sanayiye yönelik buluşlar birbirini izledi. Avrupa’yı kasıp kavuran veba, coğrafi keşifleri, yani yeni yerlerin keşfedilme zorunluluğunu tarihsel olarak dayattı. İş gücü azaldığı için ücretler arttı, serfler serbest bırakılarak sosyal bir sınıf ortadan kalktı. Ciddi nüfus kaybı nedeniyle yiyecek bollaştı. Vebaya çare olamayan kilisenin otoritesi zayıfladı ve hümanizme giden yolun kapısı açıldı. Bu dönemde yaşanan başka bir ilginç gelişme ise vebanın farelerden bulaştığının keşfedilmesi üzerine, Orta Çağ’da kötü ruh taşıdığına inanılan ve katledilen kedilerin artık canlarının kurtulmasıdır.

DÜNYA DÜZENİNİ DEĞİŞTİRDİ
Bu noktada tarih boyunca en yüksek insan kaybına yol açan salgınların çarpıcı rakamlarından söz etmek istiyorum: 6. yüzyılda Bizans’ta yaşanan Justinian Vebası’nda 25 milyon, 14’üncü yüzyılda “Kara Ölüm” veba salgını nedeniyle sadece Avrupa’da 25 ve toplamda 100 milyon, 16. yüzyılda Meksika’da çiçek hastalığı salgını sonucu 40 milyon ve 1918-1919’da ABD merkezli yayılan İspanyol gribi nedeniye 40 milyon insan hayatını kaybetti. Verilen kayıpları o günkü dünya nüfusuna oranlarsak, Justinian Vebası Devri’nde dünya nüfusu 300 milyon iken nüfusun yüzde 8,3’ü yok olmuş. Kara Veba Devri’nde ise dünya nüfusu 400 milyon iken nüfusun yaklaşık dörtte biri kaybedilmiş. İspanyol gribinin salgın haline geldiği 20. yüzyıl başında dünya nüfusu 1,5 milyar iken, nüfusunun yüzde 2,6’sı kayba uğramış. Bu salgınlar arasında dünya düzeninin büyük oranda değişmesine vesile olan salgınlar, Kara Ölüm ve İspanyol gribidir. Kara Ölüm, Avrupa’da Orta Çağ ve feodalitenin sona ererek günümüze uzanacak Batı uygarlığının ve onun etkisiyle tüm dünyanın erken modern serüveninin başlamasında etkili olmuştur. İspanyol gribi ise dünya sağlık örgütünün kurulmasından, kadın iş gücünden faydalanma zorunluluğu dolayısıyla kadın hakları meselesinin önem kazanmasına kadar günümüzün pek çok hadisesinin köklerinin oluştuğu bir süreci tetiklemiştir.    

YENİ YAPILANMALAR OLUŞABİLİR
Önceki salgınların neden olduğu tarihsel olaylardan yola çıkarak COVID-19 pandemisinin de savaşlar başlatabileceğini ya da savaşlar biterebileceğini söyleyabilmek imkânsız değil. Hatta iktidarları değiştirip, yeni siyasi iktidarlar ortaya çıkarabileceğini de… Yeni ekonomik sistemler geliştirebileceğini de söylemek mümkün. Salgın, yeni sosyo-kültürel, psikolojik yapılanmalar da ortaya çıkarabilir. Ancak karantina münasebetiyle tüm dünyada üretim ve tüketimin gerilediği gibi bazı muhtemel gelişmeleri öngörebiliriz. Temel gıda sektörü hariç, tekstilden hizmet sektörüne ciddi bir durgunluk söz konusu. Şüphesiz bu durumun tüm dünya ekonomilerine bir faturası olacaktır. Yine öngörülebilecek bir gelişme, sağlık sektörünün ve sağlık politikalarının dünyanın her yerinde önem kazanacak olması. Bu süreci başarıyla yönetmiş iktidarlar, tıpkı başarısız olmuş iktidarlar gibi yakın gelecekte bir geri dönüş alacaklardır.

MİLLÎ İKTİSAT MODELLERİ YÜKSELEBİLİR
Dünya çapında bakıldığında, aslında COVID-19’dan önceki bir gelişme olan küreselleşmenin çöküşü olgusunun salgınla belirginleşeceği söylenebilir. Globalizme karşılık glokalizmin yükselişi tetiklenebilir. Bu perspektiften hareketle de, salgın dolayısıyla yaşanan ekonomik gerileme de göz önünde bulundurularak yeniden millî iktisat modelinin yükselebileceği öngörülebilir. Ancak altı kalınca çizilmelidir ki eğer böyle bile olsa 1930’ların devletçiliğinden ziyade 2000’lerin ruhuyla sentezlenmiş yeni bir devletçilik anlayışını beklemek daha yerinde olur. Öte yandan salgın, tüm insanlığa sosyal devlet anlayışının vazgeçilmezliğini ve bilimsel gelişmelerin hayati önemini bir kez daha hatırlattı. Salgın sonrasında bu iki alanda gelişmeler beklenebilir.